Tarlalarda sarı umut, kanola yükselişte

Edirne'de son yıllarda etkisini giderek artıran kuraklık, tarımda ürün tercihlerini önemli ölçüde değiştirdi. Özellikle ayçiçeğinde yaşanan verim kayıpları nedeniyle alternatif arayışına giren üreticiler, yönünü kanolaya çevirirken, bu yıl tarlalardaki olumlu tablo çiftçinin yüzünü güldürdü. Bölgede son dönemde etkili olan yağışların da katkısıyla kanolada yüksek, hatta rekor seviyede verim beklentisi oluştu.

TAKİP ET Google News ile Takip Et

Haberin Özeti

  • Edirne’de son yıllarda etkisini giderek artıran kuraklık, tarımda ürün tercihlerini önemli ölçüde değiştirdi. Özellikle ayçiçeğinde yaşanan verim kayıpları nedeniyle alternatif arayışına giren üreticiler, yönünü kanolaya çevirirken, bu yıl tarlalardaki olumlu tablo çiftçinin yüzünü güldürdü. Bölgede son dönemde etkili olan yağışların da katkısıyla kanolada yüksek, hatta rekor seviyede verim beklentisi oluştu.

Lalapaşa İlçe Ziraat Odası Başkanı Taner Öztürk, kanolanın bu sezon iklim koşullarına oldukça iyi uyum sağladığını belirterek, bitkinin gelişim sürecinin sorunsuz ilerlediğini ifade etti. Tarlalardaki mevcut durumun son derece umut verici olduğunu vurgulayan Öztürk, önümüzdeki günlerde hava şartlarının da elverişli gitmesi halinde geçmiş yılların en yüksek verim değerlerine ulaşılabileceğini dile getirdi.

Türkiye genelinde kanola üretiminde dikkat çekici bir artış yaşandığına işaret eden Öztürk, Trakya’da uzun yıllardır sınırlı alanlarda yapılan ekimin son dönemde ciddi şekilde genişlediğini söyledi. İklim değişikliğinin ayçiçeği üretimini olumsuz etkilemesiyle birlikte çiftçilerin alternatif ürünlere yöneldiğini belirten Öztürk, Edirne’de geçen yıl yaklaşık 45 bin dönüm olan kanola ekim alanının bu yıl 100 bin dönüme yaklaştığını, ülke genelinde ise üretimin yaklaşık üç kat arttığını kaydetti.

Kanolanın yüksek kaliteli bir yağ bitkisi olmasına rağmen iç piyasada yeterince tüketilmediğine dikkat çeken Öztürk, üretimdeki artışın beraberinde pazarlama sorununu getirebileceği uyarısında bulundu. Üreticinin emeğinin karşılığını alabilmesi için devlet destekli alım mekanizmalarının devreye girmesi ve yeni pazarların oluşturulmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.

Kanola üreticilerinden Kemal Keskin de bu yıl ürünün gelişiminden oldukça memnun olduklarını belirterek, önceki yıllarda dekardan ortalama 150 ile 300 kilogram arasında verim aldıklarını, bu sezon ise 300 kilogramın üzerinde, hatta 400 kiloya yaklaşan bir hasat beklediklerini söyledi. Geçtiğimiz yıl kuraklık nedeniyle ayçiçeğinde ciddi kayıplar yaşadıklarını hatırlatan Keskin, bu yıl yağışların zamanında gelmesiyle birlikte kanolanın güçlü bir gelişim sergilediğini ifade etti.

Ancak üretimin artmasının tek başına yeterli olmadığını dile getiren Keskin, en büyük kaygılarının pazarlama olduğunu belirtti. Ürünün değerinde satılamaması durumunda üreticinin zor durumda kalabileceğine dikkat çeken Keskin, Türkiye’nin bitkisel yağ ihtiyacının büyük bölümünü ithalatla karşıladığını hatırlatarak, doğru planlama yapılması halinde kanolanın bu açığı kapatabilecek önemli bir alternatif olduğunu ifade etti.

Kanola yağının Avrupa’da yaygın şekilde kullanıldığını ancak Türkiye’de henüz yeterince tercih edilmediğini söyleyen Keskin, tüketim alışkanlıklarının değişmesi gerektiğini vurguladı. Bitkinin ayçiçeğine göre bazı avantajlar sunduğunu da dile getiren Keskin, kanolanın özellikle ilkbahar yağışlarından daha iyi faydalandığını ve kuraklığa karşı daha dayanıklı bir yapıya sahip olduğunu söyledi. Maliyetlerinin yüksek olmasına rağmen üretici açısından daha güvenli bir seçenek sunduğunu belirten Keskin, üretimin sürdürülebilirliği için pazarlama sorununun çözülmesi gerektiğini ifade etti.

Üretici Mustafa İme ise son üç yıldır ayçiçeğinden zarar ettiğini belirterek, bu nedenle tamamen kanolaya yöneldiğini söyledi. Kuraklığa karşı daha dirençli olması nedeniyle kanolayı tercih ettiğini dile getiren İme, bu yıl ürünün iyi durumda olduğunu ve kazanç beklentilerinin yüksek olduğunu ifade etti.

İme ayrıca, kanola yağının kalite açısından oldukça değerli bir ürün olmasına rağmen Türkiye’de damak alışkanlıkları nedeniyle yeterince tüketilmediğini belirterek, bu durumun değişmesi halinde hem üreticinin kazanacağını hem de ülkenin bitkisel yağ ihtiyacının daha kolay karşılanabileceğini sözlerine ekledi.