Migren ataklarına karşı yeni dönem: Aşı tedavisi umut veriyor
En sık görülen hastalıklardan birisi olan ve birincil baş ağrısı türü olan migren, bazı bireylerin hayatını kabusa çevirebiliyor. Genellikle yarım baş ağrısı, zonklayıcı karakterde bulantı-kusmanın eşlik ettiği ses ve ışık rahatsızlığının olduğu bir hastalık olan migren ile ilgili açıklamalarda bulunan Nöroloji Uzmanı Dr. Alev Vatan, tedavi edilmezse 4 ile 72 saat kadar sürebilen günlük yaşamı etkileyen ve işgücü kaybına neden olan bir durum olduğunu belirterek uyarılarda bulundu.
Haberin Özeti
- • En sık görülen hastalıklardan birisi olan ve birincil baş ağrısı türü olan migren, bazı bireylerin hayatını kabusa çevirebiliyor. Genellikle yarım baş ağrısı, zonklayıcı karakterde bulantı-kusmanın eşlik ettiği ses ve ışık rahatsızlığının olduğu bir hastalık olan migren ile ilgili açıklamalarda bulunan Nöroloji Uzmanı Dr. Alev Vatan, tedavi edilmezse 4 ile 72 saat kadar sürebilen günlük yaşamı etkileyen ve işgücü kaybına neden olan bir durum olduğunu belirterek uyarılarda bulundu.
Yalnızca bir baş ağrısı gibi görülen migren, hem hayatı olumsuz etkiliyor, hem de yaşam kalitesini ciddi şekilde etkiliyor. Migrenin yalnızca bir baş ağrısı olmadığını, yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen primer (birincil) bir nörolojik hastalık olduğunu vurgulayan Nöroloji Uzmanı Dr. Alev Vatan, konuya ilişkin açıklamalarda bulunarak vatandaşları uyardı.
Migrenin en sık görülen birincil baş ağrısı türü olduğunu belirten Uzman Dr. Vatan, hastalığın genellikle yarım başta hissedilen, zonklayıcı karakterde ağrılarla ortaya çıktığını ifade etti. Bu ağrılara çoğu zaman bulantı, kusma, ışık ve ses hassasiyetinin de eşlik ettiğini aktaran Uzman Dr. Vatan, Fiziksel aktiviteyle artan ağrının, hastaların günlük hayatını büyük ölçüde kısıtladığına dikkat çekti.
"GÖRSEL BELİRTİLERLE BAŞLAYABİLİYOR"
Migren hastalarının yaklaşık yüzde 10-15’inde “aura” olarak adlandırılan öncü belirtilerin görülebildiğine vurgu yapan Uzman Dr. Vatan, "En yaygın türü görsel aura olan bu durumda, hastalar ışık çakmaları, zikzak çizgiler, parlak noktalar ya da görme alanında daralma gibi şikayetler yaşayabiliyor. Bu belirtiler genellikle 5 ila 30 dakika sürerken, bazı durumlarda 60 dakikaya kadar uzayabiliyor.
Uzman Dr. Vatan, ayrıca auranın erken fark edilmesinin atak öncesinde önlem alınmasına yardımcı olabileceğine dikkat çekti.
"TANI KLİNİK BULGULARLA KONULUYOR"
Baş ağrısının dünya genelinde en sık doktora başvuru nedenlerinden biri olduğunu belirten Uzman Dr. Dr. Vatan, migren tanısının klinik olarak konulduğunu ifade etti.
Ataklar halinde seyreden ve ataklar arasında belirti vermeyen migrenin, kadınların yaklaşık yüzde 20’sinde, erkeklerin ise yüzde 8’inde görüldüğünün bilindiğini aktaran Uzman Dr. Vatan, "Tanı sürecinde ağrının karakteri büyük önem taşıyor. Yarım başta olması, zonklayıcı yapıda olması, şiddeti, bulantı ve ışık-ses hassasiyetinin eşlik etmesi migreni düşündüren başlıca özellikler arasında yer alıyor. Altta yatan farklı bir hastalığın dışlanması için ise beyin MR, MR anjiyo veya BT anjiyo gibi görüntüleme yöntemlerine başvurulabiliyor" dedi.
"GENETİK YATKINLIK DİKKAT ÇEKİYOR"
Migrenin genetik yönüne de değinen Uzman Dr. Vatan, hastaların yaklaşık yüzde 80’inde aile öyküsü bulunduğunu ve migrenli bireylerde çocukluk döneminde araç tutması, ilerleyen yaşlarda ise vertigo görülme sıklığının arttığına dikkat çekti.
"MİGREN AĞRISI NASIL OLUŞUYOR?"
Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 16’sının migrenle mücadele ettiğini belirten Uzman Dr. Vatan, beyin dokusunda ağrı reseptörü bulunmadığını ancak ağrının beyin damarları, sinüsler ve beyin zarları aracılığıyla hissedildiğini ifade etti.
Migrenin, genetik yatkınlığı olan bireylerde trigeminovasküler sistemin aktive olmasıyla ortaya çıktığını belirten Uzman Dr. Vatan, bu süreçte bazı nöropeptitlerin ağrı oluşumunda rol oynadığının bilindiğini söyledi.
"TEDAVİDE BÜTÜNCÜL YAKLAŞIM ŞART"
Migren tedavisinin kişiye özel planlanması gerektiğini vurgulayan Uzman Dr. Vatan, Türkiye’de migren tanı ve tedavisinin halen yeterli düzeyde olmadığını belirtti.
Migrenin, özellikle atak sırasında hastaların büyük çoğunluğunun normal şekilde çalışmasını engellediğine değinen Uzman Dr. Vatan, "Tedavi sürecinde; hastanın doğru bilgilendirilmesi, yaşam tarzı düzenlemeleri, tetikleyicilerin belirlenmesi, atak tedavisinin planlanması ve gerekirse koruyucu tedavilerin uygulanması büyük önem taşıyor. Ayrıca hastaların ağrı günlüğü tutması ve düzenli takipte kalması öneriliyor" dedi.
"TETİKLEYİCİLERE DİKKAT"
Migren ataklarını tetikleyen pek çok faktör bulunduğunu söyleyen Uzman Dr. Alev, "Uyku düzensizlikleri, şekerlemeler, öğün atlamak ve geciktirmek, yetersiz su tüketimi, aşırı veya düzensiz kafein alımı, alkol ve sigara kullanımı başlıca tetikleyiciler arasında yer alıyor. Doğum kontrol hapları, hormon ilaçları,migren ataklarını arttırabilmektedir. Ayrıca hormonal değişiklikler ve hava durumu da atakları etkileyebiliyor Tetikleyicileri bilmek ağrının gelmesini önlemek adına bizim için önemlidir" ifadelerine yer verdi.
Migrenin kadınlarda erkeklere göre 2-3 kat daha sık görüldüğünü belirten Uzman Dr. Vatan, bunun hormonal etkilerle ilişkili olduğunu ifade ederek, "Özellikle adet dönemine bağlı gelişen “menstrüel migren” ve doğum kontrol haplarının etkisi, hormon-migren ilişkisini ortaya koyuyor. Menopoz sonrası ise ataklarda azalma görülebiliyor" dedi.
Bütüncül bir tedavi yaklaşımının çok önemli olduğunu vurgulayan Uzman Dr. Vatan, kişinin hastalık hakkında bilgilendirilmesi ve doğru tanı aldığından emin olunması gerektiğini ifade etti.
Uzman Dr. Vatan, bu süreçte Yaşam şeklini düzenlenmesi, Tetikleyicilerin tanınması ve kaçınılması, Atak tedavisinin düzenlenmesi, Proflaktik tedaviye ihtiyaç olup olmadığının karar verilmesi ve düzenlenmesi, ağrı günlüğü tutması ve yakın takipte kalmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.
"YENİ NESİL TEDAVİ: MİGREN AŞISI"
Son yıllarda migren tedavisinde öne çıkan yöntemlerden birinin de “migren aşısı” olarak bilinen biyolojik tedaviler olduğunu dile getiren Uzman Dr. Vatan, "Özellikle kronik migren hastaları için geliştirilen bu yöntem, beyinde ağrıyı tetikleyen CGRP adlı proteini bloke ederek etki gösteriyor. Ayda 4 ve üzeri atak yaşayan hastalarda tercih edilen bu tedavi, genellikle ayda bir kez cilt altına enjeksiyon şeklinde uygulanıyor. Atak sıklığını ve şiddetini azaltmayı hedefleyen migren aşısı, özellikle standart tedavilere yanıt vermeyen hastalar için umut verici bir seçenek olarak öne çıkıyor" şeklinde açıklamada bulundu.
"KİMLERE UYGULANIYOR?"
Migren aşısının her hastaya uygulanmadığını söyleyen Uzman Dr. Vatan, Özellikle kronik migren tanısı almış, ayda 8-15 gün ve üzeri baş ağrısı yaşayan, en az iki farklı önleyici tedaviden fayda görmeyen ve yaşam kalitesi ciddi şekilde etkilenen hastalarda tercih ediliyor" dedi.
Migren aşısının; atak sayısını azaltması, ağrı şiddetini hafifletmesi, ilaç kullanımını düşürmesi ve yaşam kalitesini artırması açısından önemli avantajlar sunduğuna değinen Uzman Dr. Vatan, Uygulamasının kolay olması ve yan etkilerinin görece az olmasının da tedavinin tercih edilme nedenleri arasında yer aldığına vurgu yaptı.
Migren aşısı uygulama aşamalarına da değinen Uzman Dr. Vatan, Hekim değerlendirmesi yapılarak Migren tipinin kronik olup olmadığının ve önceki tedavi denemelerinin incelendiğini söyledi.
Migren iğnesinin, özelikle diğer tedavi yöntemlerine yanıt vermeyen veya sürekli ağrı kesici kullanmak zorunda kalan hastalar için önemli bir alternatif sunduğunu ifade eden Uzman Dr. Vatan, "Uzun süreli ve tekrarlayan migren atakları hem yaşam kalitesini düşürür hem de günlük işlevleri kısıtlayabilir. Bu noktada, düzenli olarak uygulanan migren iğnesi birçok hastada önemli rahatlama sağlar. Migren aşısının başlıca avantajları da vardır. Atak sayısında azalma sağlar: Özellikle kronik migreni olan kişilerde, ayda 15'ten fazla olan baş ağrısı günü sayısı ciddi şekilde düşebilir. İlaç ihtiyacını azaltır: Sık ağrı kesici kullanımı migren ataklarını daha da tetikleyebilir. Migren aşı tedavisi sayesinde bu döngü kırılabilir. Yan etkisi azdır: Diğer migren önleyici ilaçlara göre genellikle daha az yan etki, bildirilmektedir. Kolay uygulanır: Aylık ya da 3 Aylık enjeksiyonlarla uzun süreli etki sağlanır" şeklinde açıklamada bulundu.
Baş ağrısı şikayeti yaşayan bireylerin durumu hafife almaması gerektiğine dikkat çeken Uzman Dr. Alev Vatan, migren belirtileri olan kişilerin mutlaka bir nöroloji uzmanına başvurmalarında fayda olduğunun altını çizdi.