EDİRNE Açık 29°C   TEKİRDAĞ Açık 23°C   KIRKLARELİ Açık 23°C   ÇANAKKALE Açık 23°C 
Haber giriş tarihi: 10 Ocak 2017 Salı, 07:00
Doğurganlık potansiyeli düşüyor mu?
Günümüzde evlilik ya da çocuk sahibi olmak, kariyer ya da başka sebeplerle daha ileri yaşlara erteleniyor.

Ancak yaş ilerledikçe kadınlardaki doğurganlık potansiyeli düşüyor. Son yıllarda giderek daha çok önem kazanan ve araştırılan ‘doğurganlık potansiyeliyle ilgili bilgi aldığımız Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Banu Kumbak Aygün, kadınlara bu potansiyeli korumak için neler yapılması gerektiğini anlatıyor. Evliliklerin ya da çocuk sahibi olmanın ileri yaşlara ötelenmesi, beraberinde bazı sıkıntılara yol açıyor. İlerleyen yaşla birlikte gebe kalma ihtimali düşüyor ya da giderek zorlaşıyor. Çiftler çocuk sahibi olmak için kendilerini hazır hissettiklerinde, bu kez hamilelik gerçekleşmeyebiliyor ve zaman geçtikçe hayal kırıklığı ortaya çıkabiliyor. Son yıllarda kadınlardaki doğurganlık potansiyelinin tespit edilebildiğini belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Banu Kumbak Aygün, kanda yapılan AMH testi ve ultrasonografide yumurtalıklardaki foliküllerin sayımı ile bunun mümkün olduğunu söylüyor.

DOĞUŞTAN BELLİ OLUYOR

Doç. Dr. Banu Kumbak Aygün, özellikle evli olmayan ya da henüz çocuk sahibi olmayan evli çiftlerde, jinekolojik muayene sırasında kadının bu yönde değerlendirilmesi ve bilgilendirilmesi gerektiğini ifade ediyor. “Doğurganlık potansiyelini yükseltmek mümkün müdür?” sorusuna ise, şöyle yanıt veriyor: “Aslında her kadın doğduğunda yumurta kapasitesi belirlenmiş olarak hayata geliyor. Yani anne rahmindeyken ve genetik yatkınlıkların etkisi ile her bireyin yumurta kapasitesi doğduğunda belirleniyor. Fakat yaşam boyunca başımıza gelen olaylar; örneğin kanser gibi ciddi hastalıklar, kemoterapi ve radyoterapi gibi ağır tedaviler, endometriozis gibi jinekolojik hastalıklar yumurta kapasitesini zayıflatıyor ya da azaltabiliyor” diyor.

YAŞAM ŞEKLİNE DİKKAT!

Bu durumda sormamız gereken asıl soru; “Doğurganlık potansiyelinin azalmasına karşı hangi önlemleri almalıyız?”... Yapılabilecek en önemli şeyleri sigara içmemek, dengeli beslenmek ve kilo kontrolü olarak özetleyen Doç. Dr. Banu Kumbak Aygün, bu önlemlerin ciddi rahatsızlıkların oluşmasını engelleyerek, hem doğrudan hem de dolaylı yoldan faydalı olacağını belirtiyor.

Anne rahmindeyken anne adayının alışkanlıkları ve ciddi rahatsızlıkları, genetik yatkınlık, antioksidandan fakir beslenme ve obezite de kadınlardaki doğurganlık potansiyelini azaltıyor. Doç. Dr. Aygün, her ne kadar bu etkenleri tamamen kontrol edebilmenin mümkün olmadığını söyleyerek, düzenli yıllık kontrollerin mutlaka yaptırılmasını öneriyor: “Yıllık jinekolojik muayeneler esnasında bu noktayı gözden kaçırmayarak, doğurganlık potansiyelimizi yüksek tutmak ve eğer bir tehdit var ise erkenden farkına vararak önüne geçmek mümkün.”

Öte yandan anne adaylarının gebeliklerinin sağlıklı olması, doktor kontrolünde iyi bir gebelik takibi yapılması, doğacak kız çocuklarının ilerideki yaşantısını ve sağlığını da olumlu yönden etkiliyor.

“ÇOCUK BASKISI” PSİKOLOJİK SORUNLARA YOL AÇIYOR

Aile kurma ve sonrasında çocuk sahibi olma toplumun geniş bir kesiminde “olması gereken bir zorunluluk” olarak kabul ediliyor. Özellikle çocuk sahibi olamayan çiftler başta yakınları olmak üzere çevredekilerden baskı görebiliyor. Çocuk sahibi olmanın sadece çifti ilgilendirdiğini ve buna ancak kadın ve erkeğin birlikte karar vermesi gerektiğini belirten uzmanlar, bu baskıcı durumun kadın ve erkeğin psikolojik durumlarını olumsuz yönde etkilediğine dikkat çekiyor.

Uzman Klinik Psikolog Yıldız Burkovik, 7.Ulusal Üreme Endokrinolojisi ve İnfertilite Kongresi’nde yaptığı sunumda kendi tercihleri ile ya da başka nedenlerle çocuk sahibi olamayan çiftlerin toplumun genelinde yoğun olarak çevre baskısına maruz kaldığını belirterek bu durumun ilişkiyi yıpratıcı, kadın ve erkek üzerinde olumsuz pek çok etki oluşturduğunu söyledi.

BEBEK SAHİBİ OLMA KARARI BERABER ALINMALIDIR

Aile Hekimliği Anabilim Dalı Prof. Dr. Yeşim Afşar Uncu’nun da aralarında bulunduğu çok sayıda akademisyenin yer aldığı kongrede aile olmanın temelinde karşılıklı güven, doğru iletişim, sevgi ve saygı bulunduğunu belirten Yıldız Burkovik, çocuk sahibi olmaya giden süreçte de her iki tarafın beraber karar vermesi gerektiğine dikkat çekti.

Burkovik, “Eğer çiftler ebeveyn olma yolunda iseler – istenen ya da istenmeyen hamilelik- duygular ve düşünceler masaya yatırılmalıdır. Çünkü ebeveyn olmak önemli bir dönüm noktasıdır. Her iki taraf için de arzulanan ve beklenen bir durum ise sağlıklı bir sürecin ilerlemesi için daha net bir planlama yapılır ve iki birey de birbirini destekler. Çocuk geleceğe yönelik planlama yapmayı, bir arada olmayı sağlar. Yürümeyen evliliklerde de aile büyükleri ya da özellikle kadınlar tarafından, ilişkiyi düzeltici olarak çocuk düşünülmektedir. Birçok evlilik sadece bu nedenle çocuk sahibi olup, çocuklar etkilenmesin diye ayrılmayan sürekli büyümeleri, yetişmeleri beklenen çocukları olan sağlıksız çiftlerden oluşarak devam etmektedir. Birçoğunda saygı ve sevgi kalmamıştır. Oysa bir ilişkinin olmazsa olmazı saygı ve sevgidir” diye konuştu.

DIŞLANMIŞ VE ETİKENLENMİŞ HİSSEDEBİLİRLER

Kendi isteğiyle ya da başka nedenlerle çocuk sahibi olmayan çiftlerin yakın çevreleri başta olmak üzere toplumun geneli tarafından yargılanabildiklerini belirten Burkovik, bunun çiftler üzerinde çok önemli etkileri olduğunu söyledi. Burkovik, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bu çiftlerde dışlanmış hissetme oluşabilir. Özellikle aşiret ve büyük ailelerin olduğu durumlarda sadece çocuk sahibi olamamak değil, erkek çocuk dünyaya getirmemek de aşağılayıcı bir durumdur. ‘Kısır kadın’ ya da ‘kısır erkek’ olarak etiketlenme daha yoğun üzüntüye sebep olabilir. Özellikle çocuğu olmayan kadınlar duyguların zorlayıcı taraflarından etkilenir, kimi zaman bazı duygular ağır gelir. Kıyaslanmak; başkaları tarafından ve kendisi tarafından zorlayıcı olur. Çocuk sahibi olamama, kimi kişide çocukluktan itibaren gelişen hayallerin birden sonlanması anlamına gelebilir. Yerine konacak bir şey olmadığı takdirde psikolojik rahatsızlıkların (öfke, huzursuzluk, hırçınlık, kaygı, depresyon vb.) belirmesi ve kendini bu duyguların içinde hapsetmesi anlamına gelir. Öfke, kontrolü kaybetme, ağlama nöbetleri, çocukları olanları kıskanmak gibi durumlar olabileceği gibi cezalandırıldığını düşünme tarzlı düşünceler de görülebilir. Bu durum yoğun strese neden olur. Eğer kişinin yaşantısı sığ ise bu durumdan çok fazla etkilenir. Stres ile baş etme önemlidir yoksa zamanla bir yas tepkisi haline gelir ve kimi zaman uzamış yas etkisini oluşturur ve tedavi edilmezse de olumsuz sonuçlar görülür.”

GÜÇLÜ EGO VARSA TELAFİ MEKANİZMASI DEVREYE SOKULMALI!

Kadın ve erkeğin güçlü bir egoya sahip olmaları durumunda telafi mekanizmasını devreye sokabildiğini belirten Yıldız Burkovik, “Bu kişiler kendine acımak, kendini değersizleştirmek, eksik olmak duyguları yerine yapıcı birçok şey koyabilir. Evlat edinme, öğretmenlik, teyze veya hala, dayı ya da amca rolünün daha yakın olması gibi. Eğer telafi mekanizması çalışmıyorsa intihar girişimi ve yaşamın sonlanmasına kadar gidebilir. Öyle ki çocuğu olduğu halde menopoza girenlerde dahi bir daha çocuk sahibi olamayacağına dair benzer duygular oluşabilmektedir” diye konuştu.

Haber Merkezi

Bu haber (199) defa okundu.

Bayram’da tatlı tüketirken dikkat!





Uçak Yolculuğu Omurganıza Zarar Vermesin





Bayramı nasıl sağlıklı geçirebiliriz?





Bayram Sofralarında Serinletici Tatlara Yer Verin





Havuzdan güneşe önleminizi alın…




BU KATEGORİNİN TÜM HABERLERİ »
FOTO GALERİ
Edirne 2017'ye nasıl girdi?
VİDEO GALERİ
Kaleiçi tarihi konak yangını...
YAZARLAR
Ayhan Tunca
EDİRNE MİLLETVEKİLİ MEHMET ŞEREF'E, YAZILAR (2)
Beyazıt Sansı
İFTAR SOFRALARININ GÜZELLİĞİ!...
İ. Melih Yurduseven
RAMAZAN VE MÜKAFATI BAYRAM...
Enver Şengül
TESCİLLİ 613 ESERE SAHİBİZ
Mehmet DENİZ
(4-a) SSK’lı  ÇALIŞMAYA DEVAM ETMELİSİNİZ
Kerim YURK
YEREL GAZETELER VE BİR ABONENİN SÖYLEDİKLERİ
Özge Özkan
ANAOKULUNA BAŞLAMADAN ÖNCE
Gözde Kabasakal
AH NEREDE VAH NEREDE?
Muammer Oytan
CUMA YAZILARI-21        
Cuma Sohbetleri
HOŞ GELDİN YÂ ŞEHRİ RAMAZAN
Bilge KOÇ
SEN DEĞİŞMEZSEN, DÜNYAN DEĞİŞMEZ
ÇOK OKUNANLAR

Babalar gününde torun katliamı

Otopark sorunu bu hale getirdi

Uyuşturucu çetesine baskın

Cinayetlerin arkasındaki sır perdesi ne?

Geceden sıraya girdiler

Geç kalındığında ölümcül olabilir

“Hepsini öldürmek istedim”

Uçuruma yuvarlandı

2 otomobil çarpıştı

Emniyet göz açtırmıyor

Engelli Baba, engelli kızı için savaş veriyor

Torunları tarafından katledilen Selçuk ailesi toprağa verildi

Sağanak yağışlar sürüyor

‘Sohbet ablaları’ serbest

Halk sağlığı çalışanları iftarda buluştu

YAZARLAR

SAĞLIK

YAŞAM

EKONOMİ

POLİTİKA

FOTO GALERİ

ANKET
SPOR

GÖRDÜKLERİMİZ DUYDUKLARIMIZ

KÜLTÜR & SANAT

EĞİTİM

VİDEO GALERİ

E - GAZETE
EDİRNE

TEKİRDAĞ

KIRKLARELİ

ÇANAKKALE

TÜRKİYE
KIRKPINAR
DERGİSİ
EDİRNE'Yİ
SEYRET
Reklam

Künye

İletişim

RSS


sanalbasin.com üyesidir